Turkish Journal of Bioethics: 8 (1)
Volume: 8  Issue: 1 - Spring/Bahar 2021
Hide Abstracts | << Back
EDITORIAL
1.Editorial
Neyyire Yasemin Yalım
Pages I - II

REVIEW
2.COVID-19 Pandemic and Moral Distress
Emine Korkmaz, Sevda Korkut
doi: 10.5505/tjob.2021.26878  Pages 3 - 10
Yeni keşfedilen bir korona virüsün neden olduğu şiddetli akut solunum yolu hastalığı olan COVID-19, 11 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel bir pandemi olarak ilan edilmiştir. Salgın hastalıklar insanlık tarihinin çeşitli dönemlerinde farklı insan toplulukları arasında beslenmeden mimariye, yaşam değişikliklerine hatta imparatorlukların yıkımına ve yönetim değişikliklerine kadar birçok konuda yeni gelişmelere yol açan ve global etkileri olan sağlık olaylarıdır. Tarih boyunca yaşanan afetler, savaşlar ve salgınlarda olduğu gibi COVID-19 pandemisiyle mücadelede sağlık profesyonelleri sağlık bakım hizmetleri sunumunda ön cephede yer almaktadır. Gerek sağlık sistemini ve gerekse sağlık profesyonellerini derinden etkileyen bu süreçte bilgi, beceri ve deneyimleri ile sağlık sistemine yön veren profesyoneller pandemi nedeni ile sağlık hizmetlerini yürütürken sıklıkla etik sorunlarla karşı karşıya kalabilmekte ve ahlaki sıkıntı yaşayabilmektedir. Ahlaki sıkıntı, sağlık bakım hizmetlerini direkt ya da indirekt olarak etkileyen, sağlık profesyonelleri tarafından yaygın olarak yaşanılan, sunulan bakım ve tedavinin bütünlüğünü etkileyen önemli bir etik sorundur. Sağlık profesyonellerinin yaşadığı ahlaki sıkıntının bireysel ve kurumsal birçok faktörden kaynaklandığı bilinmektedir. Hemşirelerin rollerine dair algıları, etik sorunları tanımlayamama, artan etik duyarlılık, kendinden şüphe etme, girişken olmama ve kendini ekibin bir üyesi olarak hissetmeme önde gelen bireysel faktörler arasında yer almaktadır. Kurumsal faktörlerin başında ise; ekip üyeleri arasında iletişim ve işbirliği eksikliği, sağlık profesyonellerinin farklı etik bakış açıları, personel eksikliği nedeniyle artan iş yükü, sınırlı kaynaklar, idari destek eksikliği, kurumlar ve sağlık politikaları arasında tutarsızlık ve olumsuz etik iklim gelmektedir. Sağlık profesyonellerinin ahlaki sıkıntıyı çözümleyebilmeleri ve ahlaki sıkıntıya neden olacağı sorunları önleyebilmeleri için öncelikle mesleki alanda yaşadıkları ahlaki sıkıntı belirtilerini tanıyabilmeleri, kaynaklarını belirleyebilmeleri ve bu durumun istenmeyen sonuçlarını azaltabilecek stratejileri öğrenmeleri gerekmektedir.
COVID-19, a severe acute respiratory disease caused by a newly discovered corona virus, was declared a global pandemic by the World Health Organization on March 11, 2020. As in disasters, wars and epidemics throughout history, healthcare professionals are at the forefront of providing healthcare services in the fight against the COVID-19 pandemic. This process in which deeply affected both the health system and health professionals, the entire health community has come face to face with moral distress. Moral distress is an important ethical problem that affects healthcare services directly or indirectly, commonly experienced by healthcare professionals, and affecting the integrity of treatment and care provided. It is known that the moral distress experienced by healthcare professionals is caused by many individual and institutional factors. Nurses’ perceptions of their roles, inability to define ethical problems, increased ethical sensitivity, self-doubt, not being sociable and not feeling oneself as a member of the team are among the leading individual factors. The leading institutional factors are lack of communication and cooperation between team members, different ethical perspectives of health professionals, increased workload due to lack of personnel, limited resources, lack of administrative support, inconsistency between institutions and health policies, and a negative ethical climate. In order to solve and prevent problems caused by moral distress, health professionals must first be able to recognize the symptoms of moral distress that they experience in the professional field, identify the sources of moral distress, and learn strategies that can reduce the unwanted consequences of this situation.

ORIGINAL ARTICLE
3.The Effect of Video Information on Informed Consent and Anxiety in Bronchoscopy Procedure
Pakize Özçiftci Yılmaz, Murat Aksu, Osman Elbek
doi: 10.5505/tjob.2021.84803  Pages 11 - 24
GİRİŞ ve AMAÇ: Hastane ortamının yabancılığı ve yalnızlığı, tanımadığı kişilerle iletişim kurma zorunluluğu, hekimlerin kullandığı anlaşılması zor tıbbi dil, daha önceden aynı konuda bireysel deneyiminin olmaması, bilgi noksanlığı, eksik ve/veya yanlış duyumlar ve dahası beden bütünlüğünün bozulma kaygısı gibi nedenlerden dolayı herhangi bir girişimsel işlem uygulanması planlanan hastaların işlem öncesinde anksiyete düzeyleri yüksektir. Hiç kuşku yok ki bu yüksek kaygı düzeyi, hastaların motivasyonlarını, yapılacak işleme ve/veya tedaviye özgürce karar verme iradelerini ve işlem ve/veya tedaviye uyumlarını olumsuz etkilemektedir. Gerek Türkçe gerekse İngilizce literatürde göğüs hastalıkları alanında invaziv girişim olarak çok sık kullanılan ve hastalarda önemli derecede anksiyeteye neden olan bronkoskopi işlemi hakkında video bilgilendirmenin hastanın aydınlatılması ve anksiyetesi üzerine olan etkisini araştıran bir çalışmanın olmaması nedeni ile bu araştırma medikal literatürdeki eksikliği gidermeye yönelik olarak yapıldı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışma bünyesinde araştırmaya katılmayı kabul eden hastalar “zarf çekme” yöntemine göre Yazılı ve Sözlü Bilgilendirme Grubu, Yazılı, Sözlü ve Video Bilgilendirme Grubu ve Video Bilgilendirme Grubu olarak üç gruba randomize edildi. Araştırma verileri hastaların sosyodemografik bilgileri, bilgilendirme öncesi ve sonrası bronkoskopi bilgi anketleri, bilgilendirme öncesi ve sonrası Durumluk Kaygı Ölçeği (STAI), bronkoskopi öncesi ve sırasındaki vital bulguları, bronkoskopi sonrası hekim ve hasta değerlendirme formlarından elde edildi.
BULGULAR: Yapılan analizlerde bronkoskopi işleminin hastalarda kaygı ve korkuya yol açtığı, video bilgilendirme yönteminin yazılı-sözlü bilgilendirme yöntemine kıyasla bu kaygı ve korkuları daha çok azalttığı; özellikle acı konusunda hastalarda gelişen hatalı algı ve korkuları düzeltme açısından diğer yönteme kıyasla anlamlı oranda başarılı olduğu; benzer biçimde video bilgilendirme yönteminin hastaların anksiyete puanlarını anlamlı oranda azalttığı, onları endişe-heyecandan kurtardığı ve bu nedenle bronkoskopi işlemi esnası ve sonrasında otonom sinir sistemi yanıtlarının neden olacağı taşikardi, takipne ve hipertansiyon gibi istenmeyen etkilerden koruduğu ve hastaları daha çok soru sorma ve sorgulamaya yönelttiği saptanmıştır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Video bilgilendirme yöntemi, bronkoskopinin neden olduğu anksiyeteyi azaltmada ve hastayı onam açısından bilgilendirmede yazılı-sözlü bilgilendirmeden anlamlı olarak daha üstündür.
INTRODUCTION: Due to the reasons, such as the alienage and the loneliness of the hospital environment, the obligation for setting up communication with unacquainted people, the medical language of the doctors which is difficult to understand, the lack of personal experience in the same matter, lack of knowledge, lacked and/ or incorrect over-hearings, and more than these, the worry about the disturbance to the body completeness, The anxiety levels of the patients who are planned to be applied an interventional operation are high before the operation. Undoubtedly, these high anxiety levels affect their motivation, their will to decide the operation and/or treatment freely, and their compliance with the operation and/or treatment. This study was done based on prospective observation, towards the need for the resolution of the lack in medical literature because of the nonexistence of a study searching for the effect of a video informing about bronchoscope operation, which is highly frequently used on patients as an invasive operation in the field of chest diseases in both Turkish and English literature, and which causes significant degrees of anxiety
METHODS: Patients accepting to participate in the study were randomized into three groups according to the “envelope pulling” method, as “the Written and Orally Informed Group”, “Written, Oral and Video Informed Group”, and “Video Informed Group”. The data were optain by piling up the socio-demographic information of the patients, the bronchoscopy information surveys done both before and after informing, State Anxiety Scale (Indicator)(STAI) before and after informing, vital findings before and during the bronchoscopy, and doctor and patient evaluation forms after the bronchoscopy.
RESULTS: In the analysis, it was determined that the bronchoscope operation caused anxieties and fears in patients, that the video informing method decreased these anxieties and fears far more than informing orally and written method, that it was significantly more successful than the other method in respect for eliminating the wrong perceptions and fears developing in the patients especially in pain matter. Similarly, it was also determined that the video informing method decreased the anxiety points of the patients, rescued them from worry and excitement, and for this reason, protected them from undesired effects such as tachycardia, tachypnea and hypertension, which autonomous nerve system might cause during and after the bronchoscope operation, and that it directed the patients towards asking questions and inquiring more.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Video information method is significantly superior to written-verbal information in reducing anxiety caused by bronchoscopy and informing the patient in terms of consent.

4.Professional Self-Concept and Moral Sensitivity in Nursing Students: A Descriptive and Correlational Study
Mustafa Levent Özgönül, Nurcan Kırca, Yeliz Karaçar, Kerime Bademli
doi: 10.5505/tjob.2021.35119  Pages 25 - 33
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışma, bir hemşirelik fakültesinde öğrenim gören öğrenci hemşirelerde ahlaki duyarlılık ile mesleki benli kavramı arasındaki ilişkiyi araştırmak amacıyla yapılmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu tanımlayıcı ve ilişki arayıcı çalışma 381 hemşirelik öğrencisi ile yürütülmüştür. Çalışmada veri toplama araçları olarak Öğrenci Bilgi Formu, Öğrenci Hemşireler İçi Mesleki Benlik Kavramı Ölçeği ve Ahlaki Duyarlılık Anketi kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için tanımlayıcı ve çıkarımsal istatistikler kullanılmıştır.
BULGULAR: Hemşirelik öğrencilerinin mesleki benlik kavramı ile ahlaki duyarlılıkları arasında zayıf ve ters bir ilişki bulundu. Ahlaki duyarlılık puanındaki azalma, yüksek mesleki benlik kavramı ile ilişkilendirilmiştir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Ahlaki duyarlılık puanındaki azalma ile yüksek mesleki benlik kavramı arasında bir korelasyon vardı.
INTRODUCTION: This study was conducted to identify the professional self-concept and the related factors among student nurses studying at a nursing faculty and to investigate the relationship between moral sensitivity and the professional self-concept.
METHODS: This was a descriptive and correlational study carried out on 381 nursing students. The Student Information Form, Professional Self-Concept Scale for the Student Nurses, and the Moral Sensitivity Questionnaire were employed as the study tools. Descriptive and inferential statistics were used to analyze the data.
RESULTS: A weak and reverse relationship was found between the professional self-concept and moral sensitivity of nursing students. A decrease in moral sensitivity score was correlated with a high professional self-concept.
DISCUSSION AND CONCLUSION: There was a correlation between a decrease in moral sensitivity score and a high professional self-concept.

5.Evaluating the Health Literacy of Medical and Vocational School of Health Services Students and Affecting Factors
Mukadder Gün, Filiz Aslantekin, Nuriye Karadağ
doi: 10.5505/tjob.2021.85547  Pages 34 - 43
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada, bir üniversitenin tıp fakültesi ve sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu bölümünde okuyan öğrencilerinin sağlık okuryazarlık durumu ve etkileyen faktörlerin saptanması amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan bu araştırma 2017-2018 eğitim öğretim döneminde bir üniversitesinin tıp fakültesi ve sağlık hizmetleri meslek yüksekokulunda yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini araştırmayı kabul eden 238 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma verileri, demografik soru formu, sağlık okuryazarlığı ölçeği ve özyeterlilik ölçeği ile toplanmıştır.
BULGULAR: Öğrencilerin yaş ortalaması 19,840±2,282’dir. Öğrencilerin %45,8’i tıp fakültesinde okumakta olup %26,9’u kadındır. Öğrencilerin e-sağlık okuryazarlığı ortalaması 26,962±7,218, genel sağlık okuryazarlık puan ortalaması 35,87 ±8,05 olarak saptanmıştır. Öğrenciler SO sınıflandırmasına göre, % 10,6’sı yetersiz, % 30,4’ü sınırlı/sorunlu, %34,8’i yeterli sağlık okuryazarı, %24,2’si mükemmel sağlık okuryazarlığı düzeyinde bulunmuştur. Öğrencilerin genel özyeterlilik puan ortalaması 64,06±8,31 (Min=17; Maks=81) olarak saptanmıştır. Sağlık okuryazarlığı toplam puanları ile e-sağlık okuryazarlığı puanları arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). Sağlık okuryazarlığı ile fiziksel aktivite arasında anlamlı ilişki bulunmuştur ( p<0.05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Sonuç olarak, tıp fakültesi ve sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu öğrencilerinin SO düzeyinin yetersiz olduğu görülmüştür. Geleceğin sağlık profesyoneli olup; sağlık hizmeti sunarken sağlık eğitimi ve danışmanlığı yapacak olan bu öğrencilerin SO düzeyleri arttırılmalıdır.
INTRODUCTION: In this study, it was aimed to determine the health literacy status and the factors affecting the students of medical university and vocational school of health services.
METHODS: This cross-sectional and descriptive study was conducted in the academic year 2017-2018 at a university medical school and vocational school of health services. The sample of the study consisted of 238 students who accepted the study. The research data were collected using a demographic questionnaire, health literacy scale and self-efficacy scale.
RESULTS: The mean age of the students was 19,840 ± 2,282. The rate of students studying in medical school is 45.8% and 26.9% is female. The mean e-health literacy of the students was 26,962 ± 7,218, and the average overall health literacy score was 35,87 ± 8,05. According to HL category, 10.6% of the students were inadequate, 30.4% were limited / problematic, 34.8% had adequate health literacy and 24.2% had excellent health literacy. The mean self-efficacy score of the students was 64.06 ± 8.31 (Min = 17; Max = 81). A positive correlation was found between total health literacy scores and e-health literacy scores (p <0.05). There was a significant relationship between HL and physical activity (p<0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: As a result, it was seen that the HL level of the students of medical faculty and vocational school of health services was insufficient. HL levels should be increased because these students have training and consultancy roles in providing health care as the healthcare professional of the future.

CASE ANALYSIS
6.Ethical Challenges of Prenatal Diagnosis of Fetal Cardiac Anomaly in a Developing Country in Sub-Saharan Africa
Bosede Ehelamioke Adebayo, Janet Atinuke Akinmoladun
doi: 10.5505/tjob.2019.04706  Pages 44 - 48
Abstract | Full Text PDF

CRITICAL NARRATIVE READING
7.An Ethical Analysis of the Movie “Lorenzo’s Oil”
Filiz Bulut
doi: 10.5505/tjob.2021.84755  Pages 49 - 51
Abstract | Full Text PDF

VOICE OF STUDENTS
8.Overcoming Physical, Financial, Mental and Sexual Harassment in Postgraduate Medical Residency in India
Sarabjeet Chhabra
doi: 10.5505/tjob.2021.36349  Pages 52 - 55
Abstract | Full Text PDF

OTHER
9.Thanks to Reviewers

Page 56
Abstract | Full Text PDF

Turkish Journal of Bioethics (TJOB) published by Turkish Bioethics Associaton

Türkiye Biyoetik Derneği tarafından basılan Türkiye Biyoetik Dergisi (TJOB)


e-ISSN: 2148 - 5917

Creative Commons Lisansı
Creative Commons Alıntı-Gayriticari-LisansDevam 4.0 Uluslararası Lisansı