Turkish Journal of Bioethics: 7 (3)
Cilt: 7  Sayı: 3 - Autumn/Güz 2020
Özetleri Gizle | << Geri
EDİTÖRDEN
1.
Editörden
Editorial
Cemal Taluğ
Sayfalar 82 - 83
Makale Özeti | Tam Metin PDF

ÖZGÜN MAKALE
2.
Gıda Etiği Bağlamında Topluluk Destekli Tarım Modeli Üzerine Bir İnceleme
A Study on Community Supported Agriculture Model in the Context of Food Ethics
Fatih Özden
doi: 10.5505/tjob.2020.29974  Sayfalar 84 - 98
GİRİŞ ve AMAÇ: Başta sentetik tarım kimyasallarının insan ve ekosistem sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi, gıda zincirindeki şirket hâkimiyeti ve fikri mülkiyet hakları olmak üzere birçok hoşnutsuzluğa yönelik sorular ve sorunlar gıda etiğinin gündeminde yer almaktadır. Tarım-gıda sisteminde artan sosyal, ekonomik ve ekolojik sorunlara karşı alternatif gıda ağları olarak da ifade edilen gıda hareketi tüm dünyada hızla büyümektedir. Bu kapsamda topluluk destekli tarım, alternatif gıda ağları içinde endüstriyel tarım sisteminin sorunlu alanlarına yönelik bir hareket olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, Topluluk Destekli Tarım (TDT) modelini gıda etiği bağlamında doğru davranış, sosyal adalet ve sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde incelemek ve alternatif tarım-gıda sistemi açısından TDT’nin nasıl bir rolü olabileceğini ortaya koymaktır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmanın ana materyalini ikincil kaynaklar diyebileceğimiz konuyla ilgili literatür oluşturmaktadır. Ayrıca İzmir’de altı farklı TDT grubuna ilişkin katılımcı gözlem yoluyla ve bu toplulukların koordinasyonunda yer alan gönüllülerden açık uçlu sorulardan oluşan bir anket formu aracılığıyla toplanan bilgiler çalışmanın ilgili bölümlerinde yorumlayıcı bir yaklaşımla aktarılmıştır.
BULGULAR: Son yıllarda başta ABD, AB ülkeleri, Hindistan, Avustralya ve Japonya olmak üzere tüm dünyada TDT gruplarının sayısı hızla artmaktadır. Dünyadaki gelişmelere paralel bir şekilde Türkiye’de de gıda topluluklarının sayısı artmaya devam etmektedir. Bu kapsamda İzmir’de dördü bölgesel, üçü iş yeri esaslı olmak üzere yedi gıda topluluğu bulunmaktadır. Türkiye’deki ve İzmir’deki TDT grupları özellikle dünya örnekleriyle karşılaştırıldığında daha esnek bir yapıdadır. Örneğin, çiftçilerle risk paylaşımı ve üretim planlamasına izin verecek ön ödeme ve alım garantisine dayanan uygulamalar yaygın değildir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Endüstriyel tarım-gıda sisteminin sosyo-ekonomik ve ekolojik açmazları ile Covid-19 pandemi sürecinin açığa çıkardığı kırılganlıklar göz önünde bulundurulduğunda, birçok alanda olduğu gibi tarımsal üretimde ve tüketim kalıplarında da bir paradigma değişikliğine ihtiyaç olduğu görülmektedir. TDT ve benzeri gruplar böylesi bir paradigma değişikliği için deneysel çabalar olarak görülebilir ve farklı işbirlikleri ile yaygınlaşmaları sağlanabilir.
INTRODUCTION: Questions and problems related with many discontents, especially the negative impact of synthetic agrochemicals on human and ecosystem health, company domination and intellectual property rights in the food chain, are on the agenda of food ethics. Food movement, also expressed as alternative food networks as a response to the increasing social, economic and ecological problems in the agro-food system, is growing rapidly all over the world. In this context, community-supported agriculture stands out as a movement against to problematic areas of the industrial agriculture system within alternative food networks. The main purpose of this study is to examine the Community Supported Agriculture (CSA) model in the context of food ethics within the framework of the principles of correct behavior, social justice and sustainability and to reveal what role CSA can play in terms of the alternative agri-food system.
METHODS: The main material of the study is based on the literature on the subject. In addition, the information collected through participatory observation from six different CSA groups in İzmir and a questionnaire consisting of open-ended questions from the volunteers who are in the coordination of these communities has been given in the relevant parts of the study with an interpretative approach.
RESULTS: In recent years, the number of CSA groups has been increasing all over the world, especially in the USA, EU countries, India, Australia and Japan. In parallel with the developments in the world the number of CSA groups are increasing in Turkey too. In this context, there are seven food communities in İzmir, four of them are based on region and three of them based on workplace. CSA groups are more flexible in Turkey and İzmir, especially when compared with the world examples. For example, practices based on prepayment and purchase guarantees which allow risk sharing and production planning with farmers are not common.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Considering the socio-economic and ecological dilemmas of the industrial agri-food system and the vulnerabilities revealed by the Covid-19 pandemic, it is seen that a paradigm change is needed in agricultural production and consumption patterns as in many areas. CSA and similar groups can be seen as experimental efforts for such a paradigm change and their spread can be achieved with different collaborations.

3.
Türkiye’de Tarım Danışmanlığı Modelinin İş ve Meslek Etiği Açısından Değerlendirilmesi
Evaluation of Farm Advisory Model in Turkey according to Work and Occupational Ethics
Cevahir Kaynakçı, İsmet Boz
doi: 10.5505/tjob.2020.97759  Sayfalar 99 - 113
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışma, 2006 yılında yayınlanan “Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetlerinin Düzenlenmesine Dair Yönetmeliğe (TYDD) dayandırılarak uygulanan “Tarım Danışmanlığı Modelinde” istihdam edilen danışmanlarının görevlerini iş ve meslek etiği açısından değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırma nitel olarak yürütülmüştür. Bu bağlamda, araştırma verileri, çalışma sahası olan Güneydoğu Anadolu Bölgesinin 9 ilinden, karar örneklemesi metoduna göre seçilen toplam 27 tarım danışmanı ile yarı yapılandırılmış odak grup görüşmesi yöntemi ile toplanmıştır. Nitel veriler betimsel ve içerik analiz yöntemine göre değerlendirilmiştir.
BULGULAR: Bu çalışmada tarım danışmanlığı modelinde çiftçilere hizmet sunan ve modelin paydaşları arasındaki iletişimi sağlayan tarım danışmanlarının kurum içinde ve kurum dışında iş ve yönetim etiği açısından karşılaştıkları etik olmayan davranış ve uygulamalar tespit edilmiştir. Bunlardan bazıları; danışmanların görev tanımları dışındaki birtakım işleri yapmak zorunda kalmaları, oda ve çiftçi örgütleri yöneticilerinin bazılarının danışmanın görev alanına müdahale etmesi, danışmanın görevini yapacak araç ve ekipmanlara erişimde sorun yaşaması, danışmanların kamu ya da özel sektörde eş değer iş yaptıkları meslektaşları ile karşılaştırıldığında oldukça düşük ve asgari ücretin altında ücret almaları ve çoğu kurumda ücretlerin devletin tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetlerinin ödenmesine yönelik destek ile sınırlı kalması olarak tespit edilmiştir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Danışmanlar, eş değer iş yapan meslektaşlarıyla karşılaştırıldığında özlük haklarının iyileştirilmesi ve daha adil koşullarda çalışma talebinde bulunmaktadırlar.
INTRODUCTION: This study aims to evaluate the work and occupational ethics aspects of the profession of the “Agricultural Advisory Model” initiated with the “Regulation of Agricultural Extension and Advisory Services (2006)” to provide a pluralistic structure of extension services. Ethics in the workplace has been evaluated by taking into account the fields of “work ethics” and “occupational ethics”. The research was conducted qualitatively.
METHODS: In this context, the research data were collected by semi-structured focus group interviews with 27 agricultural advisors selected according to the decision sampling method from 9 provinces of the Southeastern Anatolia Region. Qualitative data were evaluated according to the descriptive and content analysis method.
RESULTS: In this study, the unethical behaviors and practices that agricultural consultants, who provide services to farmers and provide communication between the stakeholders of the model, in terms of business and management ethics in the agricultural consultancy model were determined. Some of those; advisors have to do some work outside of their job descriptions, some of the managers of chamber and farmer organizations intervene in the advisors’s field of duty, the consultant has problems in accessing the tools and equipment to perform his duty, the advisors are very low compared to their colleagues in the public or private sector and in most institutions the fees are limited to support for the payment of agricultural extension and advisory services of the state.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Advisors demand improvement of their personal rights and working under fairer conditions compared to their colleagues doing equivalent work.

4.
Sürdürülebilir Tarım ve Gıda Üretiminde Etik İkilemleri Anlamanın ve Tartışmanın Önemi
Importance of Understanding and Discussing Ethical Dilemmas in Sustainable Agriculture and Food Production
Burçin Çokuysal
doi: 10.5505/tjob.2020.69672  Sayfalar 114 - 123
GİRİŞ ve AMAÇ: Doğa ve çevreye duyarlı sürdürülebilir tarım modelinin uygulanması ve güvenli gıda üretiminin sağlanması için size görev verilmiş olsaydı ancak bunları gerçekleştirmek için hiçbir yetkiniz olmasaydı ne yapardınız? Hayatınızı devam ettirmek için tarımsal üretimi gerçekleştirmek zorunda olsaydınız, pazara yaptığınız üretimde yoğun bitki koruma kimyasalları kullanırken aileniz için hiç kimyasal kullanmadığınız ayrı bir üretim de yapar mıydınız? Gelecek nesiller için toprağı korumak adına daha az gübre ile daha az ürün almaya razı olur muydunuz? Hayvanların da hakları olduğunu düşünerek onların bizler için et ve süt üreten makineler olarak gören endüstriyel hayvancılıktan vazgeçer miydiniz? Tarım ve gıda için çok önemli olan biyo-çeşitliliği yok etmek pahasına tek ürün üretimine dayalı yoğun tarımsal üretime devam eder miydiniz? Tohum şirketlerine, gübre-ilaç bayilerine sürekli borçlanarak üretim yapıyorken daha çok verim yerine daha az ama sağlıklı üretim modelini seçer miydiniz? Makalede, tek cümle ile cevap verilemeyecek ikilemlerle tarım ve gıda etiğinde “olan” ve “olması gereken” konusunda bilinç ve farkındalık oluşturmaya çalışılacaktır. Ayrıca tarımsal üretimde karşılaştığımız etik ikilemlerin felsefe temelinde tartışılması hedeflenmektedir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Karmaşık ve çok faktörlü nedenlere bağlı ikilemler temellendirilmeden basite indirgenirse kolay çözüm aranmış olur. Oysa karmaşık ve çok faktörlü ikilemler felsefi düzlemde temellendirildiğinde bütünsel olarak kavranabilir. Makalenin odak noktası tarım ve gıda etiğinde gözlenen ekonomik ve siyasal problemlerin çözümünün yalnızca bilimsel olmadığıdır.
BULGULAR: Bilimsel gelişmeler hiç kuşkusuz çeşitli çözüm önerileri sunmakla birlikte felsefi düzeyde tartışılmayan çözümlerin bir yanı hep eksik kalacaktır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Tarımsal üretimde etik ikilemler anlaşılmadığı ve tartışılmadığı sürece, insan doğayı tüketmeye devam edecek, doğayı tükettikçe, kendisini de tüketecektir. Tarım ve gıda etiğinde karşılaşılan ikilemlerin çözümü için önerilen başlangıç noktası; ortaya çıkan olumsuz etkileri tek tek saptayarak ortadan kaldırmaya çalışmak yerine iç içe geçmiş neden ve etkileri bütünsel olarak kavrayarak tartışmaktır.
INTRODUCTION: What would you do if given the task of implementing a sustainable agriculture model that is sensitive to nature and the environment and ensures safe food production, but have no authority to do so? If you had to farm to survive, would you produce food separately for your family using no chemicals while employing intensive plant-protective chemicals in your production for others? Would you be willing to buy less fertilizer and fewer crops to protect the soil for future generations? Would you give up on industrial animal husbandry, which sees animals as meat and milk-producing machines, because animals have rights, too? Would you continue intensive agriculture based on single-crop production at the expense of affecting the biodiversity that is vital for agriculture and food? Would you choose a healthier production model instead of mere efficiency when you are constantly indebted to seed companies and dealers? In this article, with the dilemmas that cannot be answered in a single sentence, we will try to create awareness of the “what is” and “what ought to be” in agriculture and food ethics. We also aim to discuss the ethical dilemmas faced in agricultural production based on philosophy.
METHODS: If complex and multi-factored dilemmas are simplified without being grounded, an easy solution is sought. However, when complex and multi-factored dilemmas are based on the philosophical plane, they can be understood comprehensively. The focus of this article is that solutions to economic and political problems in agricultural and food ethics are not only scientific.
RESULTS: Although scientific developments provide various solutions, some solutions not discussed at a philosophical level will always be incomplete.
DISCUSSION AND CONCLUSION: As long as ethical dilemmas in agricultural production remain undiscussed, man will continue to consume nature and to consume himself while he does so. For the solution of dilemmas faced in agriculture and food ethics; recommended starting point is understand and discuss the intertwined causes and effects instead of identifying and eliminating the individual negative effects.

5.
Dünyada ve Türkiye’de Gıda Güvenliği/Güvencesinin Hububat Sektörü Yönüyle Değerlendirilmesi
Evaluation of Grain Sector in Terms of Food Safety/Security in Turkey and the World
Erdoğan Güneş, Emrah Turmuş
doi: 10.5505/tjob.2020.36449  Sayfalar 124 - 143
GİRİŞ ve AMAÇ: İnsanların her zaman aktif ve sağlıklı yaşam sürmek için ihtiyaç duydukları besin ihtiyaçlarını ve gıda önceliklerini karşılayabilmek amacıyla yeterli, sağlıklı, güvenilir ve besleyici gıdaya fiziksel ve ekonomik bakımdan sürekli erişebilmeleri sürecinde gıda güvenliği ve güvencesi önemlidir. Burada gıda güvencesi; bulunabilirlik, ulaşılabilirlik, kullanılabilirlik ve kararlılık boyutlarıyla ifade edilmektedir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışmada temel tahıl ürünleri olarak buğday ve mısırda arz ve talep yeterliliği ve özellikle salgın sürecinde olası durumu tartışılmıştır.
BULGULAR: Araştırmada, Türkiye’de gıda güvencesinin sağlanmasında, buğday ve mısır ürünlerinin bulunabilirliği boyutunda artan nüfus ve pandemi karşısında üretimin dalgalı bir yapı izlediği ve perakende satışında fiyat artışlarının olduğu görülmüştür. Kaliteli buğdaya olan talep nedeniyle ithalatın yapılması sonucu buğday ürünün kendine yeterlilik derecesi bakımından risk oluşturabileceği ifade edilebilir. Türkiye mısır ürününde kendine yetemeyen ülke konumundadır. Mısırda arzı yurtiçi üretimle karşılanamamakta ve ithalat devam etmektedir. Diğer yandan ülkemizin gıda güvencesinin temel sorunu, gıdaya ulaşılabilirlik boyutunda yaşanmaktadır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Türkiye’de gelir dağılımının adaletli olmadığı, yoksulluk başta olmak üzere, gelir dağılımındaki eşitsizlik, artan tarımsal girdi ve gıda fiyatları hububat ürünlerine erişimi bu süreçte olumsuz etkilemiştir. Bu nedenle gıda güvenliğinin sağlanması için yurtiçi kaliteli üretimin artması, üreticilerin ve üretimin sürdürülebilirliğinin desteklenmesi gerekmektedir.
INTRODUCTION: Food safety and security is important in the process of continuous physical and economic access to sufficient, healthy, reliable and nutritious food in order to meet the nutritional needs, food priorities that people need to live an active, and healthy life at all times. Here, food security is expressed in terms of availability, accessibility, usability and stability.
METHODS: In this study, the sufficient of supply and demand for wheat and corn as basic grain products and its possible situation especially during the epidemic process are discussed.
RESULTS: In the study, in ensuring food security in Turkey, wheat and maize production in the face of increasing population and the availability of the pandemic in size and wavy structure was found to be followed by the price increase in retail sales. It can be stated that as a result of the import due to the demand for quality wheat. Wheat may pose a risk in terms of the self- sufficiency degree of the product. Turkey is the country that cannot be self-sufficient in maize products. Its supply cannot be met by domestic production in maize and imports continue. On the other hand, the main problem of our country’s food security is experienced in terms of accessibility to food.
DISCUSSION AND CONCLUSION: In Turkey, it is not equitable income distribution, especially poverty, inequality in income distribution, increasing access to agricultural inputs and food prices have negatively affected cereal production in this process. Therefore, in order to ensure food safety, it is necessary to increase domestic quality production and to support the sustainability of producers and production

DERLEME
6.
Toprak Sorunlarının Çözümünde Yeryüzü Etiğinin Rolü
The Role of Land (Soil) Ethics in Solving Soil Problems
Çağla Temiz, Oğuz Can Turgay
doi: 10.5505/tjob.2020.98700  Sayfalar 144 - 150
İnsanoğlunun ilk günlerinden günümüze kadar uzanan süreçte tarih sahnesinin değişmeyen dekoru toprak olmuştur. Avcılıktan yerleşik hayata geçmeye vesile olmuş, onlarca alet ve gerecin yaratılmasında kullanılmış, uğruna savaşlar verilmiş ve pek çok medeniyetin doğuşunu ve yok oluşunu görmüştür. Toprak, insanın üzerinden yaşadığı ve ona bağlı olduğu temel unsurdur. Diğer yandan insanoğlu tarih boyunca faydacı bir zihniyetle toprak kaynağını gıda temin etmede bir araç ve cansız bir kaynak olarak görmüştür. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren toprak kaynaklarının tarım, sanayi ve kentleşme gibi insan aktivitelerinin etkisi ile zarar gördüğü ve bu zararın bazı durumlarda dönüşümsüz bozulmaların olduğunun anlaşılmasından sonra toprağı sürdürülebilir bir şekilde kullanmanın ve ayrıca korumanın yolları aranmıştır. Uluslararası bilim toplumların bu konuda yoğun çabaları olmasına rağmen günümüzde toprağın hükmedilmesi ve yönetilmesi gereken cansız bir araç olarak gören anlayış devam etmektedir. Oysa insanın efendisi değil, düşünen bir üyesi olduğu bakış açısıyla doğa ve onun uzantısı olan toprak sayısız diğer canlıya ev sahipliği yapmakta, besin ve su döngülerini ve iklimi düzenlemektedir. Bu nedenle sadece bize ait olmayan ve gezegenimizde birlikte yaşadığımız pek çok diğer canlı ile paylaştığımız toprağa karşı ahlaki sorumluluklarımız mevcuttur. Yeryüzü (toprak) etiği olarak adlandırılan bu olgu toprak sorunlarının çözümünde gelecekte bize farklı ufuklar kazandıracaktır. Bu derlemenin amacı bu noktada güncel küresel toprak sorunlarının çözümü ile yeryüzü (toprak) etiği arasında bir ilişki kurmaktır.
Since the first days of mankind, soil has been unchanging component of the world history. Soil has been the main reason for the transition from hunting to settled life, used in the creation of dozens of tools and equipments and again it has been a reason for the wars delivering and ending world civilizations. Soil is the basic element on which man lives and depends on it. On the other hand, human beings have regarded the soil as a tool and a lifeless resource in providing food with a utilitarian mentality throughout history. In the second half of the nineteenth century, after the realization of the fact that soil resources have been damaged by the effects of human activities such as agriculture, industry and urbanization, causing irreversible degradations, mankind started to think about the ways to use the soil in a sustainable manner and also to protect it. Despite the intensive efforts of the international scientific communities and public societies, the common understanding of soil has still been limited to the sense of treating soil as a lifeless tool that must be managed to do agriculture. However, human is not a master of soil ecosystem but a member of it. Soil is a shelter of many living things creating a huge biodiversity over the planet earth and more importantly it regulates food and water cycles as well as the climate. For that reason, we have moral responsibilities towards the soil that we share with many other creatures. In this regard, soil ethics may gain us different perspectives to handle and solve global soil problems in the future. This review seeks opportunities to link soil ethics to current global soil issues to facilitate future challenges on a more sustainable life.

7.
Doğal Kaynak Yönetimine Toplumsal Cinsiyet Açısından Bakış
Natural Resources Management on Gender Perspective
Zerrin Çelik
doi: 10.5505/tjob.2020.75436  Sayfalar 151 - 161
Günümüz dünyasında doğal kaynakların ekonomik ve sosyal kalkınmadaki önemi daha da artmıştır. Bu çalışmada, doğal kaynaklar yönetimi ve toplumsal cinsiyet faktörü bağlamında kadının önemi incelenmeye çalışılmıştır. Kırsalda kadınların doğal kaynakları kullanım şekilleri, geleneksel cinsiyet rolleri ile doğrudan ilintilidir. Kadınlar, doğal kaynakları kullanarak öncelikle aileleri, sonrasında da toplum için gıda sağlamaktadır. Bununla beraber kadınların doğal kaynakların bozulması ya da tükenmesinden erkeklere göre daha fazla ve farklı şekilde etkilendiği de bilinmektedir. İkincil kaynakların kullanıldığı çalışmada; kırsalda kadın ve doğal kaynaklar etkileşimi, sürdürülebilir doğal kaynaklar yönetimi, kaynakların korunması ve geliştirilmesinde kadınların rolü ve sorumlulukları etik bağlamda değerlendirilmeye çalışılmıştır.
In today’s world, the importance of natural resources in economic and social development has increased even more. In this study, the importance of women in the context of natural resources management and gender factor is examined. The way women use natural resources in rural areas is directly linked to traditional gender roles. Women employ natural resources to provide food their families and then society. It is also known that women are more and differently affected by the degradation or depletion of natural resources than men. However women’s point of view differ from men’s, it is clear that this issue disregarded in researches on natural resources and ecosystem services. In this context, it is necessary to examine the gender dimension and determine the criteria in researches on natural resources and ecosystem services. This study, in which secondary sources are used, examine interactions between women and natural resources in rural area, sustainable natural resources management, protection and development of resources emphasizes the role and responsibilities of women to be evaluated in the context of ethics.

8.
Covid-19 Pandemisinin Su Ürünleri Sektörüne Etkileri: Kısa Değerlendirme
Effects of Covid-19 Pandemic on the Fisheries and Aquaculture Industry: A Mini Review
Ercüment Genç, Doğukan Kaya, Mustafa Altuğ Atalay, Mahir Kanyılmaz
doi: 10.5505/tjob.2020.06025  Sayfalar 162 - 167
Covid-19 pandemisinin küresel etkileri insanoğlunun normalini bozmuştur. Bu olağanüstü rutinden uzaklaşma döneminde; tarım ve gıda sektörü oldukça hassas ve stratejik bir konuma ulaşmıştır. Güvenli gıda üretimi ve tüketiminin sağlanması için üreticiden tüketiciye uzanan tedarik zincirinin aksamaması gerektiği anlaşılmıştır. Tarım ve gıda sektöründe Covid-19’un etkileri; hastalık ve bulaşma riskini en az seviyede tutabilmek adına uygulanan hijyen ve sanitasyon kurallarının arttırılması sonucunda pazar talebinin düşmesiyle kendini göstermiştir. Tarımın sularda yürütülen kısmını oluşturan su ürünleri yetiştiriciliği ve hatta avcılığı da bu küresel krizden doğrudan zarar görmüştür. Sağlıklı olmak ve yaşamsal faaliyetleri devam ettirmek için tüketime sunulan gıda maddeleri arasında biyolojik değeri yüksek protein ve yağ içeren sucul hayvansal organizmaların birincil düzeyde önem taşıyan stratejik ürünler oldukları bilimsel olarak ispatlanmıştır. Artan dünya nüfusunun nitelikli besin kaynağına erişiminin sınırlandırılmasının yaratacağı katastrofik etkiler göz önüne alınarak su ürünleri üretiminin sürdürülebilirliğinin tarım sektörü içinde bütüncül bir yaklaşımla ele alınarak geliştirilmesi gerekmektedir. Covid-19 süreci insanlığa gıda etiği ve güvencesinin ancak sorumlu yetiştiricilik uygulamaları ile mümkün olabileceğini öğretmiştir. Bu derleme ile Covid-19 salgınının su ürünleri alanına olan etkileri küresel ve yerel kaynaklardan edinilen bilgiler ve öngörülerimiz çerçevesinde sunulmuştur.
The global effects of the Covid-19 pandemia have disrupted the normal of human beings. In this period, the agriculture and food sector has reached a very sensitive and strategic position because of the extraordinary condition. It has been understood that the supply chain from the producer to the consumer should not be disrupted in order to ensure safe food production and consumption. Market demand was decreased in the agriculture and food sector as a result of the increase in hygiene and sanitation rules applied in order to keep the risk of disease and contamination at a minimum. Aquaculture and fisheries as a part of agriculture which carried out in water has also been directly damaged by this global crisis. It has been scientifically proven that fish with crucial protein and lipid is strategically important product at the primary level among the other foods offered for consumption in order to be healthy and maintain vital activities. The sustainability of aquaculture production should be developed in a holistic approach within the agricultural sector considering the catastrophic effects of restricting the access of the increasing world population to qualified food resources. The Covid-19 period that will be a candidate as a historical era for the future has taught humanity that food ethics and assurance can only be possible with responsible agriculture and aquaculture practices. The effects of the Covid-19 pandemia on the aquaculture and fisheries have been reviewed within the framework of global and local sources and our knowledge and predictions.


Turkish Journal of Bioethics (TJOB) published by Turkish Bioethics Associaton

Türkiye Biyoetik Derneği tarafından basılan Türkiye Biyoetik Dergisi (TJOB)


e-ISSN: 2148 - 5917

Creative Commons Lisansı
Creative Commons Alıntı-Gayriticari-LisansDevam 4.0 Uluslararası Lisansı