Biyoetik ve otoriter söylem [Turkish Journal of Bioethics]
Turkish Journal of Bioethics. 2016; 3(2): 54-65 | DOI: 10.5505/tjob.2016.63835  

Biyoetik ve otoriter söylem

Tolga Güven
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı

GİRİŞ ve AMAÇ: Bu yazı, Türkiye Biyoetik Dergisi’nin son sayısında yayınlanmış olan Murat Civaner’in “Tıp Etiği Argümanları Bilimsel Bilgi ve Belli Değerlerle Uyumlu Olmalı” başlıklı yazısına eleştirel bir yanıt olarak planlanmış ve bu doğrultuda, etik tartışmalarında otoriter söylemin nasıl ortaya çıktığına ilişkin bir değerlendirme sunulması amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu amaçla, ilk olarak Orhan Hançerlioğlu’nun Karl Marx ve Karl Popper’a ilişkin görüşleri incelenmiş ve değer yüklü unsurların fark edilememesinin yol açtığı sorunlu bir tavır olan otoriter söylemin yazılı bir örneği sunulmuştur.
BULGULAR: Hançerlioğlu'nun yaklaşımındaki sorunun Civaner’in sunmuş olduğu argümanlarda da mevcut olduğunu göstermek amacıyla, yazarın değer yüklü niteliğini fark etmediği ve öznellik içermediğini varsaydığı bilgilere dair örnekler verilmiştir. Ardından, yakın tarihte Celal Şengör tarafından ileri sürülen “dışkı yedirmenin işkence olmadığı” yönündeki iddia ele alınmıştır. İndirgemeci nitelikteki bu iddianın sunulma ve gerekçelendirilme biçimi incelenmiş ve bu somut olgu üzerinden yola çıkarak, bilgi ile değerler arasındaki ilişkinin Civaner’in sunmuş olduğundan daha karmaşık olduğu vurgulanmıştır. Civaner’in, vicdan kavramının tıp etiği değerlendirmelerinde yer almaması gerektiği yönündeki iddiası da yine aynı olgu üzerinden değerlendirilmiş ve etik değerlendirmesinde ahlaki özneyi yok saymanın yaratabileceği tehlikelere dikkat çekilmiştir. Buna ek olarak, Türkiye’nin etik tartışmalarında “makro eksen” olarak tanımlamış olduğum perspektifin paternalist gelenekle olan ilişkisi de ele alınmıştır. Son olarak da “etiğin etiği” kavramı üzerine ulusal ve uluslararası felsefe literatüründen örnekler verilerek, etik uzmanının kendi değer çerçevesini fark etmesinin neden önemli olduğu üzerinde durulmuştur.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Sonuç olarak, öznellik içeren unsurların Civaner’in ileri sürdüğü biçimde etik tartışmalarının dışında bırakılmasının gerçekte mümkün olmadığı ve böylesi bir yaklaşımın otoriter nitelik almasının kaçınılmaz olduğuna dikkat çekilmiştir. Bu nedenle, öznelliğin baskılanması ya da yok sayılması yerine, öznel unsurların ortaya konmasını mümkün kılacak yaklaşımlara ihtiyaç olduğu vurgulanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Otoriter söylem, biyoetik, değer yüklülük


Bioethics and authoritarian discourse

Tolga Güven
Marmara University Faculty of Medicine Department of Medical Ethics and History of Medicine

INTRODUCTION: This paper has been planned as a critical response to Murat Civaner’s article entitled “Medical Ethics arguments should be concordant with scientific knowledge and certain values”, published in the Autumn 2015 issue of Turkish Journal of Bioethics. It also aims to provide an evaluation of the way the authoritarian discourse manifests itself in ethical arguments.
METHODS: For this purpose, the paper first presents the views of Orhan Hançerlioğlu on Karl Marx and Karl Popper and treats these views as a written example of such authoritarian discourse, which is essentially a problematic attitude that results from an inability to acknowledge the value-laden aspects of a given perspective.
RESULTS: In order to show that problems in Hançerlioğlu's approach is also present in Civaner’s arguments, several examples where the author did not recognize the value-laden aspects and the subjective nature of information are provided. The paper then examines the recent claim by Celal Şengör, who asserted that force feeding of feces to individuals do not qualify as torture. Based on the presentation and the justification of this reductionist claim, it is emphasized that the relationship between information and values is much more complicated than those presented by Civaner. Civaner’s claim, which asserts that the concept of conscience should have no place in medical ethics arguments, is also evaluated on this basis and the dangers of excluding the moral agent in ethical evaluation are underlined. In addition, the relationship of the paternalist tradition with the perspective which I refer to as the “macro axis” is examined. Last but not least, the paper deals with the concept of “ethics of ethics” by using examples from national and international ethics literature and emphasizes the reason why it is important for the ethicist to become aware of her own scheme of values.
DISCUSSION AND CONCLUSION: The paper concludes that contrary to what Civaner has asserted, it is not possible to exclude subjective aspects from ethical argumentation and that such an appraoch will inevitably have an authoritarian quality. For this reason, the need for other approaches for revealing, rather than repressing or ignoring, the subjective aspects of ethical inquiry is underlined.

Keywords: Authoritarian discourse, bioethics, value-ladenness


Tolga Güven. Bioethics and authoritarian discourse. Turkish Journal of Bioethics. 2016; 3(2): 54-65

Sorumlu Yazar: Tolga Güven, Türkiye


ARAÇLAR
Tam Metin PDF
Yazdır
Alıntıyı İndir
RIS
EndNote
BibTex
Medlars
Procite
Reference Manager
E-Postala
Paylaş
Yazara e-posta gönder

Benzer makaleler
PubMed
Google Scholar



Turkish Journal of Bioethics (TJOB) published by Turkish Bioethics Associaton

Türkiye Biyoetik Derneği tarafından basılan Türkiye Biyoetik Dergisi (TJOB)


e-ISSN: 2148 - 5917

Creative Commons Lisansı
Creative Commons Alıntı-Gayriticari-LisansDevam 4.0 Uluslararası Lisansı