Turkish Journal of Bioethics: 2 (1)
Volume: 2  Issue: 1 - Spring/Bahar 2015
Hide Abstracts | << Back
EDITORIAL
1.Editorial
N. Yasemin Yalım
Pages 1 - 2
Abstract | Full Text PDF

LETTER TO THE EDITOR
2.About the application for subjecting medical ethics specialists serving the clinical research ethics committees to the obligation to clinical trial training on the Ministry of Health by Medical Ethics and Jurisprudance Organization
Arin Namal
Pages 3 - 5
Abstract | Full Text PDF

REVIEW
3.Development of applied education program on receiving informed consent skill: Experience of Ankara University Faculty of Medicine (2004-2013)
Mustafa Volkan Kavas, Neyyire Yasemin Yalım, Serap Şahinoğlu, Ahmet Acıduman, Önder İlgili, Berna Arda
doi: 10.5505/tjob.2015.30502  Pages 6 - 25
“Aydınlatılmış onam (AO) alma” başat hekimlik becerilerinden ve etik eğitiminin temel bileşenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı, 2004’ten beri Dönem-3 “Mesleksel Beceriler Laboratuarı Dersi” kapsamında kuramsal ve uygulamalı bir aydınlatılmış onam eğitimi programı yürütmektedir. Programın amacı, öğrencilerin, bir yandan AO’nun gerekliliği hakkında belirli bir farkındalık kazanmaları ve AO almayı kendi hekimlik pratiklerine içselleştirmeleri; öte yandan iletişim becerilerinin bu becerinin kaçınılmaz bileşenlerinden biri olduğunu kavramaları ve bu çerçevede profesyonel bir tutum içinde beceriyi uygulamalarıdır.

AÜTF Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı, başlangıcından günümüze kadar programın eğitim hedefleri ile uyumluluğunu belirli aralıklarla sınamış, içeriğinde ve kullanılan yöntemlerde zamanla kimi değişikliklere gitmiştir. Dersin kuramsal içeriği rafine edilmiş, kavramsal temel ile güncel bilginin dengelenmesine çalışılmıştır. Ek olarak, 2010 yılından beri pratik oturumlar bütünüyle standardize hasta (SH) kullanılarak yürütülmektedir. Buna göre, öğrencilerin yapılandırılmış bir senaryo çerçevesinde SH’yı bilgilendirmesi ve sonrasında onamını sorması beklenmektedir. Son yıllarda, uygulamalardan önce SH’ların AO alma eğitiminin gereksinimleri uyarınca özel bir eğitimden geçmeleri sağlanmaktadır. 2012’de SH’lar ilk kez eğitim oturumlarının yanı sıra ölçme ve değerlendirmede kullanılmıştır. Vakalar ile verilecek tıbbi bilgiyi, açıklayıcı resimlerle birlikte içerecek biçimde geliştirilen föyler, Anabilim Dalı adına açılan bir internet bloğu yoluyla öğrencilerin erişime açılmıştır. Uygulamalı eğitim küçük gruplardan teke tek eğitim oturumuna dönüştürülmüş, böylece öğretim üyelerinin her öğrenciyle bizzat ilgilenmesi olanaklı kılınmıştır. Öğrenciler, bu sayede, kendi uygulamaları hakkında SH’lardan ve öğretim üyesinden geri bildirim alabildikleri gibi kendi performansını da öğretim üyesiyle tartışabilmektedirler.

AÜTF Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı, programın uygulanması konusunda yıllar içinde belirli bir birikim oluşturmuş durumdadır. Bu çalışmada, mevcut programın eğitim hedeflerini ne ölçüde karşıladığı tartışılacaktır. Sürekli evrilen aydınlatılmış onam alma becerisi eğitim paketi tanıtılacak, süreç içinde geçilen uğraklar ve gelinen son nokta serimlenecektir. Programın güçlü yanlarının yanı sıra, geliştirilmesi gereken özellikleri, içsel ve dışsal sınırlılıklar, bireysel ve kurumsal olanaklar bağlamında ele alınacaktır.
“Receiving informed consent” is regarded as one of the main physician skills and basic components of ethics education. Since 2004, theoretical and practical informed consent education has been given to medical students by the Department of History of Medicine and Ethics within the scope of Grade-3 “Professional skills laboratory program” in Ankara University Faculty of Medicine. The aim of this program is, on one hand, to help students gain awareness about the necessity of informed consent (IC); and on the other hand, allowing them to adopt communication skills as an inevitable part of this skill and apply it with a professional attitude.

Since the beginning AUFM Department of History of Medicine and Ethics has periodically tested the program’s concurrency with the educational objectives and made changes in the content and methods utilized from time to time. The theoretical content has been refined and the conceptual basics and the current knowledge were treated in a balanced manner. Since 2010 the practical sessions began to be conducted by using standardized patients (SP). Accordingly, students are supposed to inform SPs in the framework of a structured scenario and ask for their consent. In recent years the SPs receive a special education in accordance with the needs of the program. For the first time in 2012, besides practical education sessions the SPs were used in measurement and evaluation. The program’s improved written materials including illustrations and detailed explanation of the cases at stake are open to students’ access via an internet blog launched by the Department. The applied education has been turned to one-on-one education from small group sessions enabling professors to pay attention to each student personally. Therefore, students can receive feedback both from SPs and professors specifically about their own performance and discuss the application with the instructor.

AUFM Department of History of Medicine and Ethics has gained a considerable experience in the application of this program through years. In this study, whether the current program meets the education goals is discussed. The ever-evolving receiving informed consent education package is introduced on a historical basis with a special emphasis on the final version. In addition to the strengths of the program, its features in need of development and interior and exterior limitations are analyzed on the basis of individual and institutional possibilities.

4.What do pharmaceutical companies owe to patients? Examining the (un)ethical aspects of the pharmaceutical industry’s practices
Tolga Güven
doi: 10.5505/tjob.2015.03511  Pages 26 - 35
Bu yazıda ilaç endüstrisinin uygulamalarının etik açısından sorunlu yönleri değerlendirilmekte ve özellikle ilaçların promosyonu ve doğrudan tüketiciye yönelik ilaç reklamı faaliyetlerine odaklanılmaktadır. Yazının ilk bölümünde, Pellegrino ve Thomasma’nın sağlık çalışanlarını topluma borcu olan ahlaki özneler şeklinde konumlandırdığı analizleri temel alınarak, ilaç geliştirme süreçlerinin doğası nedeniyle ilaç endüstrisinin de hastalara ve topluma karşı borcu olduğu ve endüstrinin şu an kendine biçtiği serbest pazar aktörü rolünün haklı çıkartılamayacağı ileri sürülmüştür. Dolayısıyla, ilaç endüstrisi ve diğer taraflar arasındaki etkileşimi sınırlamaya çalışmaktan ibaret olan ve ilaç promosyonu ile doğrudan tüketiciye reklam faaliyetlerine içkin etik sorunlarını ortaya koyamayan mevcut yaklaşımların aksine, bu yazıda söz konusu faaliyetlerinin kendilerinin etik dışı olduğu ve bunlara izin verilmemesi gerektiği iddia edilmektedir.
Yazının ikinci bölümünde ise öncelikle ilaç endüstrisinin yakın geçmişinde gerçekleşmiş olan paradigma değişimi incelenmekte ve bu değişimin iyi yönde olmadığı ortaya konmaktadır. Bunun ardından, ilaç endüstrisinde bir reforma ihtiyaç duyulduğu ve bu reform için gereken ahlaki taahhütlerin hem sağlık çalışanları hem de hastalar tarafından uygulanacak yaptırımlar yoluyla endüstriye empoze edilebileceği tartışılmıştır. Son olarak da, biyoetikte konuya ilişkin sistematik yaklaşımların eksikliği vurgulanmış ve endüstrinin uygulamalarının eleştirel bir biçimde değerlendirilebileceği tutarlı bir ahlaki çerçevenin tanımlanmasına ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekilmiştir.
This paper examines the ethically problematic aspects of the pharmaceutical industry’s practices, with particular emphasis on its drug sale promotion and direct to consumer advertising activities. Based on an analysis by Pellegrino and Thomasma, where health care professionals are defined as moral agents indebted to the public, in the first section of the paper I assert that the due to the nature of the drug development processes, the pharmaceutical industry is also morally indebted to the patients and the public and that its current role as a typical free market player can not be justified. Therefore, contrary to the common approaches, which simply try to place limits on the interaction between the pharmaceutical industry and other parties without recognizing any inherent ethical issues in the nature of the promotion and direct to consumer advertising, it is argued that these activities themselves are unethical in the healthcare context and should not be allowed.

In the second section of the paper, I first examine the paradigm shift that took place in the pharmaceutical industry’s recent past and point out that the change was not for the better. I then argue that the pharmaceutical industry needs to be reformed and that both health care professionals and patients can enforce the moral commitments required to reform the industry. Finally, I will address the lack of systematic approaches in bioethics on the issue and the need for defining a consistent moral framework where the industry practices can be critically examined.

ORIGINAL ARTICLE
5.The effects of Social Security Institution implementations on community pharmacists’ job satisfaction: A qualitative study
Gizem Gülpınar, Mehmet Barlas Uzun, Neyyire Yasemin Yalım
doi: 10.5505/tjob.2015.29591  Pages 36 - 46
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, eczacıların Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) prosedürlerini yerine getirirken iş doyumu duygularının nasıl etkilendiğinin ortaya konmasıdır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırmaya dahil edilen gönüllü 9 eczane eczacısına yarı yapılandırılmış yüz yüze görüşme tekniği uygulanmıştır. Görüşme kayıtları incelenerek temalar oluşturulmuştur.
BULGULAR: Bu bölümde SGK uygulamalarının eczacıların iş doyumu üzerine etkisiyle ile ilgili eczacılarla yapılan görüşmelerden elde edilen temalar ve eczacıların bu temaları kapsayan yorumlarına yer verilmiştir. Elde edilen temalar; eczacılık uygulamaları ile ilgili düzenlemeler, mesleki eğitim, mesleki saygınlık, meslektaşlarla ilişkiler, personel yönetimi, maddi kaygılar, danışmanlık hizmetleri, hastaların davranış ve tutumları olmak üzere 8 başlıkta incelenmiştir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Eczacıların günlük iş yükünün büyük bölümünü SGK uygulamaları oluşturmaktadır. Ülkemizdeki eczacıların iş doyumu SGK uygulamalarından etkilenmektedir. Eczacıların iş doyumunu arttırmak üzere alınması gerekli pek çok önlem olduğu bu çalışma ile ortaya konmuştur. Kuşkusuz bu çalışmanın, belirlenen sorunları ve çözümlerini daha doğru biçimlerde ve uygun söylemle ortaya koyabilmek açısından gelecekteki çalışmalara zemin sunduğu söylenebilir.
INTRODUCTION: This study aims to describe how the job satisfaction community pharmacists received affects from Social Security Institution’s (SSI) implementations.

METHODS: Nine community pharmacists have been included in this study. Semi-structured interviews are carried out with each participant. Records of interviews are examined and themes are created accordingly.
RESULTS: Themes regarding effects of SSI implementations on job satisfaction obtained from interviews and interpretations of community pharmacists are given in findings part. These themes are; regulations regarding pharmacy practices, professional education, professional reputation, relationships with colleagues, personnel management, financial worries, consultancy services, patient behaviors and attitudes.
DISCUSSION AND CONCLUSION: SSI implementations are seen as the big part of the community pharmacists’ work load. In Turkey, community pharmacists’ job satisfaction is affected from SSI implementations. It is demonstrated with this study, there are plenty of measures that should be taken to increase the job satisfaction of community pharmacists. Certainly it can be said that this study prepared a ground for the future studies to present the identified problems and their solutions accurately and by suitable expression.

6.Examination of the appropriateness of the ethics education provided during the pre-clinical period for the clinical period
Belkıs Birden, Şerife Yılmaz Gören, Nuray Yaşar Soydan, N. Yasemin Yalım
doi: 10.5505/tjob.2015.68077  Pages 47 - 62
GİRİŞ ve AMAÇ[|Tıp fakültesi öğrencilerinin klinik öncesi ve klinik dönemde aldıkları etik eğitimini, klinik uygulamalara nasıl yansıttıklarını anlamak ve bu konuda öğrencilerin duygu, düşünce ve algılarını ortaya koymaktır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu araştırma, nitel araştırmalarda kullanılan veri toplama yöntemlerinden biri olan odak grup görüşmesi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem 6 öğrencilerinden bu çalışmaya katılmayı kabul eden ve aydınlatılmış onamı alınan 11 kadın, 16 erkek toplamda 27 gönüllü odak grup görüşme oturumlarına katılmıştır. Toplamda üç odak grup görüşmesi yapılmıştır. Odak grup görüşmelerinden elde edilen veriler tematik analize tabi tutulmuştur.
BULGULAR: Bu araştırmada yedi ana tema ve bunlara ilişkin 23 alt başlık belirlenmiştir. Bunlar: Öğrencilerin fakültedeki ilk yıllara ait izlenimleri, öğrencilerin klinik öncesi dönemde etik derslerini değerlendirmeleri, eğitimin yapılandırılması, öğrencilerin klinik dönemde aldıkları etik derslerinin değerlendirilmesi, etik eğitimiyle yasal sorumluluk arasındaki ilişki, öğrencilerin daha yararlı bir etik eğitimi için önerileri ve son olarak “diğer” başlığı altında yer alan konulardır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Öğrencilerin klinik öncesi etik eğitiminin klinik dönem ile olan bağlantısını eleştirdikleri, bunun yanında yaşadıkları örneklerden bazı etik ikilemleri ayırt edebildikleri görülmüştür. Ayrıca, bütün dönemlerde rol modellerin davranışlarından etkilendikleri belirlenmiştir. Tıp eğitiminde gizli müfredatın etkisi de göz önünde bulundurularak etik derslerinin yapılandırılması ve rol modellerin konuyla ilgili eğitim alması önerilmektedir.
INTRODUCTION: This study aims to reveal the feelings, thoughts and perceptions of the undergraduate medical students about the ethics education they have received during the preclinical and clinical period of their education, and how they have applied it to their clinical practice.
METHODS: Focus group discussion method, one of the data collection methods used in qualitative research is conducted in this research. Ankara University Medical School 6th grade students who agreed to participate in this study and who gave their informed consent were participated in the focus group discussions. 11 women and 16 men, a total of 27 volunteers participated to the research. Three focus group discussions were conducted. Thematic analysis is applied on the data obtained from focus group interviews.
RESULTS: In this study, seven major themes and 23 sub-headings related to them were identified. These are: The first year impressions of the students about the medical school, the evaluation of students about the preclinical ethics courses and the structure of ethics education during this period, the assessments of students on the ethics courses provided during clinical period, the relationship they considered between the legal responsibilities and ethics education, students’ suggestions for a more useful ethics education, and finally "other" issues that are important, but not related to any of the previous headings.
DISCUSSION AND CONCLUSION: The students criticized the preclinical medical ethics education for its disconnectedness with the clinical perioda; while it was observed that they are able to distinguish some of the ethical dilemmas they experience. In addition, they persistently declared that they are affected by the behavior of the role models in all the periods. It is suggested that the impact of the hidden curriculum in medical education should be taken into account in the structuring of ethics courses and the role models should also receive ethics education.

7.Medical students' perception of cadaver and, their attitudes towards using the cadaver in education.
Hasan Erbay, Abdülkadir Bilir, Yücel Gönül, Ozan Turamanlar, Ahmet Songur
doi: 10.5505/tjob.2015.14633  Pages 63 - 72
GİRİŞ ve AMAÇ: Bir grup tıp fakültesi öğrencisinin kadavrayı nasıl algıladıklarını ve tıp eğitiminde kadavra kullanıma yönelik ne tür bir yaklaşım benimsediklerini belirlemektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Öğrencilerin kadavra algısını ve eğitimde kadavra kullanımı hakkındaki yaklaşımlarını belirleme amacıyla, Ögenler ve Ark. tarafından oluşturulan veri toplama formu revize edilerek Ege Bölgesi'ndeki sekiz farklı tıp fakültesindeki 511 ikinci sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Formda her birine benimseme derecesine göre bir-beş arası puan verilmesi istenen 19 ifade yer almaktadır.Derlenen veriler ortalama ve standart sapma üzerinden değerlendirilmiş, alt grup karşılaştırmalarında t test ve ki kare testleri kullanılmıştır. Çalışma için etik kurul onayı alınmıştır.
BULGULAR: Araştırmaya 511 öğrenci katılmış, veriler 492 formu üzerinde değerlendirilmiştir. Katılımcıların %92'si anatomi eğitiminde kadavra kullanmıştır, %57'si kadındır ve %23'ü Afyon Kocatepe Üniversitesi'ndendir. Katılımcıların en fazla benimsediği görüş, insanın değerli bir varlık olduğu ve bu nedenle insan bedenine, kişi canlıyken de öldükten sonra da saygı gösterilmesi gerektiğidir (4,27 ± 1,04). En az benimsenen görüş ise her ne amaçla olursa olsun, ölü bir kişinin bedeni üzerinde eğitim yapılmaması gerektiğidir (1,90 ± 0,86). Mahremiyet hakkı çerçevesinde, diseksiyon sırasında kadavranın yüzünün örtülmesi ihmal edilmemesi gereken insani bir incelik olduğunu kadavra üzerinde eğitim almayanlar alanlara göre (p=0,008); diseksiyon-demonstrasyon sırasında kadavra, yalnızca bir nesnedir ve kadavranın bir nesne olarak görülmesi ve benimsenmesi gerektiğini kadavra üzerinde eğitim alanlar almayanlara göre (p=0,012); eğitim işlevini tamamlamış bir kadavraya aşırı anlamlar yüklemenin gereksiz olduğunu erkekler kadınlara göre (p=0,035); kadavra üzerindeki çalışmalar tıp öğrencilerinin tıbbi-cerrahi işlemlerle ilgili el ve alet kullanma becerilerine ciddi bir katkı sağlamadığını kadavra üzerinde eğitim alanlar almayanlara göre (p=0,010) daha fazla benimsemiştir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Tıp fakültesi öğrencileri kadavrayı insani yönü ve değeri bakımından önemsemekte ve eğitime katkı sağlaması bakımından ona özel bir değer atfetmektedir. Anatomi eğitiminde kadavra üzerinde çalışan öğrencilerde, kadavrayı bir eğitim materyali olarak görme eğilimi daha güçlüdür. Öğrenciler kadavraya ölü bir kişinin bedeni olarak saygı duymakta ve kadavranın bir eğitim materyali olmasıyla ilgili konuları, anatomistlerden kısmen farklı değerlendirmektedir.
INTRODUCTION: The aim of the study is to determine how a group of medical students perceive the cadavers and what kind of attitudes they have adopted for using cadavers in medical education.
METHODS: The data collection form; which had been generated by Ögenler et al. was revised and then it was performed to 511 second grade students in eight different medical schools in Aegean Region. There were 19 expressions in data collection form which was desired to give one to five points according to degree of adopt from students. The collected data has been assessed at the average and standard deviation and t test and chi-square tests have been used to compute the subgroups. The approval of ethical committee has been obtained for this study.
RESULTS: The data were analyzed on the 492 forms. Of all the participants, 92% of respondents have been used cadavers in anatomy education, 57% of were female and 23% of were from Afyon Kocatepe University. The opinion which is adopted by most of the participants was, human is valuable asset; therefore, value and respect must be given to the human body, while person was both alive or afterdeath (4,27±1,04). The least adopted opinion, whatever the purposes are, a dead person's body should not be used for training (1,90±0,86). Covering the face of cadaver during the dissection is a humanitarian curtousy (p=0,008), was much more adopted by the students who have trained without cadavers; during the dissection-demonstration, cadaver is only an object and supposed to be adopted and seen only as an object (p=0,012) was much more adopted by the students who have trained with cadavers, it is unnecessary to attribute an extreme value to the cadavers (p=0,035), was much more adopted by male; and the studies on cadavers do not provide a significan contribution to the medical students in terms of improving their medical-surgical skills (p=0,010), was much more adopted by the students who have trained with cadavers.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Medical students regard to cadavers for in terms of human aspect and value and, attribute to him a special value in terms of contribute to education. Perception of the cadaver as an educational material is a strong trend in the students trained on cadavers in anatomy education. Students respect cadaver as the body of a dead person and, the issues related with its use as an educational material are considered partially different from the anatomists.

CASE ANALYSIS
8.Tormented by competing moral duties: A “lost” Chinese abortion doctor
Jing-bao Nie
doi: 10.5505/tjob.2015.91300  Pages 73 - 81
Abstract | Full Text PDF

BOOK REVIEW
9.Two Doctors on One Journey
İlknur Genç Kuzuca
doi: 10.5505/tjob.2015.58077  Pages 82 - 83
Abstract | Full Text PDF

OTHER
10.Reviewer acknowledgement
N. Yasemin Yalım
doi: 10.5505/tjob.2015.18480  Page 84
Abstract | Full Text PDF

Turkish Journal of Bioethics (TJOB) published by Turkish Bioethics Associaton

Türkiye Biyoetik Derneği tarafından basılan Türkiye Biyoetik Dergisi (TJOB)


e-ISSN: 2148 - 5917

Creative Commons Lisansı
Creative Commons Alıntı-Gayriticari-LisansDevam 4.0 Uluslararası Lisansı